Klima Kullananların Dikkatine

Klima kavurucu yaz sıcaklarında can attığımız kurtarıcımızdır. Klima alırken istenilen rahatlığı elde edebilmek için dikkat etmemiz gereken bazı hususlar vardır.  

 
Split tipi klimaların takılacağı ortamın şartları göz önüne alınarak yerinin iyi belirlenmesi önceliğimiz olmalıdır. Az enerjiyle çok daha fazla verim sağlayabileceğimiz A sınıfı klimalar seçilmesi de çok önemli. Her çeşit bakım, yedek parça temininin kesinlikle uzman yetkili servisi tarafından yapılması da bir başka önemli konudur. Klima alırken %40 ile %60 oranında çalışmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Klima seçerken hava temizleyici özelliğinin olup olmadığına da bakmamız gerekiyor. On seneden eski olan klimayı mutlaka ama mutlaka yenilemeliyiz. Çünkü eski klimalar aynı performansa sahip yeni klima oranlarına göre %40 daha fazla enerji harcayıp enerji canavarına dönüşebiliyorlar. Programlama özelliği olan klimaların seçimi de bilhassa öneriliyor. Dışarısının serinlediği zamanlarda pencere ve kapıları açmayı tercih etmeniz ve klimayı kapatmanız dikkat edilmesi gerekenler arasında özellikle durulan bir nokta. Klima seçerken özellikle dikkat etmemiz gereken bir başka nokta da sağlık sıhhat yönüdür. İçinde barındırdığı filtreler, çalışma sisteminin araştırılması gerekmektedir. Bir klimam olsun mantığı ile hareket etmek yerine kalitesi kanıtlanmış klimaları tercih etmeliyiz. Klimalar hayatı kolaylaştırmanın yanı sıra düzenli periyotlarda bakımı ve filtre değişimine ihtiyaç duyar. İnsanlar eskiden kapı girişlerine ıslak hasırlar asarak ya da hava akımlarını, evin içine girmeden önce avludaki fıskiyelerin arasından geçirmek yoluyla serinlik sağlayacak şekilde tasarlayarak çözüm arıyorlardı. 19. yüzyıla gelindiğinde, havayı serinletmek için buzun önüne vantilatörler yerleştirilmeye başlanmıştır. Günümüzdeki klimanın aslında öncüsü ‘’Carrier’’ isimli genç adamdır. Carrier, 1901'de Cornell Üniversitesi elektrik mühendisliği bölümünden mezun oldu. Daha sonra bir işletmede işe başlayarak sıcak olan bölgeyi soğutmak için fikirler türetmiştir. İki yıl sonra 16 Eylül 1904'te püskürtmeli ilk klima sistemi olan "havayı işlemden geçiren aygıt" için patent başvurusu yaptı. Bu sistemde hava, bir fan aracılığıyla aygıtın içine çekiliyor, püskürtülerek soğutuluyor ve saflığını bozan her türlü yabancı maddeden arıtılması için su bir dizi bölmeden geçiyordu; ardından su yeniden dolaşıma girerken, işlenmiş hava fabrikanın havasını düzenlemek üzere klimadan dışarı veriliyordu. Bu sistem yıllarca sürerek günümüze kadar ulaşmış olup devamlılığı sürmektedir. Carrier tarafından ortaya atılan bu fikir şu an ki klima teknolojisinin ilk adımıydı. Herkesin başına gelmiştir. Klimalı ortamlarda bir süre bulunduktan sonra baş ağrılarıgrip ve nezle gibi hastalıklar baş gösterebilir. Soranlara da “klima çarptı” deriz. Gerçekten de klimanın “çarpma” özelliği var ve insan birkaç saat içinde etkisini hissedebilir. Yaşam konforumuzu sağlayan ve verimli çalışmamız veya dinlenmemiz için uygun ortamlar hazırlayan klimalar, bir yandan da birçok hastalığa yol açan “mikrop kutusu” gibi. Enerji tüketmesi ile cebimize zarar veren klimalar doğru kullanılmadığında hastalık yayan bir alete dönüşüveriyor.Klimaların bilinçsiz kullanımı sonucu serinlemek veya ısınmak isterken sağlığımızdan da olabiliriz. Birçok faydası bulunan klimaların zararları da azımsanmayacak kadar fazla. Özellikle solunum yollarını etkileyen mikrop ve bakterilerin yuvası olan klimalar, alerjik durumların da baş aktörü aynı zamanda…Aslında klimaların zararları, kullanım davranışlarına göre ortaya çıkıyor. Mesela odanın sıcaklığını normal değerlerde tutmak yerine en düşük seviyede odayı soğutmanın bazı yan etkileri olacaktır. Veya temizlenmemiş klima filtrelerinde biriken virüs, mikrop, toksinler ve bakteriler bir şekilde insanlara bulaşabilir. Bu sebeple klima kullanma yöntemleri ile zararları arasında organik bir bağ var.Klimaların düzenli olarak bakımlarının yaptırılması, filtrelerinin temizlenmesi gerekir. Klima yoluyla bulaşan bir hastalık olan “lejyoner hastalığı" yapan bakteri nemli ortamlarda, akarsu ya da göllerde yaşar ve bu ortamlarda uzun süre canlılığını koruyabilir. Bakteri bu özelliği nedeniyle klima sistemlerinde de yaşayabilir ve bu sistemde oluşan aerosollerin ortamda bulunan insanlarca solunması sonucu akciğere yerleşerek hastalığa neden olabilir. Hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonundan ölümcül seyreden zatürreye kadar değişebilen bir hastalıktır. Bu hastalık dışında özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarları da alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabilir. 

Bu yüzden bu durumlar dikkate alınarak klima kullanılmalıdır. 


Yorumlar

Yorum gönderin